Avrupa İkidir

Posted on Updated on


Sema Gülİnsanların içine düştükleri en büyük hatalardan biri olaylara ya da toplumlara genelleme yaparak, toptancı, güncel ifadesiyle “ötekileştirerek” yaklaşmaktır. “Karadenizliler şöyledir” ya da “Kayserililer böyledir” diye başlayan genellemelerden, “Alevilerin ya da Şiilerin hepsi…“ şeklinde başlayan cümlelerden, “Zaten Hıristiyanların hepsi şöyledir, Yahudiler de böyledir…” diye başlayan sohbetlerden çoğumuz büyük bir rahatsızlık duyarız. Çünkü bu tarz yaklaşımlar toplumun birlik ve bütünlüğüne zarar verir, sorunlar karşısında yek vücut olmasını engeller ve toplumu birbirine yabancılaşan küçük parçalara böler. İslam toplumlarında yaygın taraftarı bulunan ve güç geçtikçe daha da güçlenen Batı karşıtlığını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Oysa genelleme yapmak o insanın dünyaya bakış açısının ne kadar dar olduğunun, analiz gücünün ne kadar zayıf temellere dayandığının, önyargılarla dolu bir zihin dünyası olduğunun da göstergesidir. Bunu Gezi olayları sırasında da gördük. Zaten gerilimin artmasının en büyük sebeplerinden biri iki tarafın da genellemeci yaklaşımıydı. Eylemciler tüm Ak Parti yönetimini, Ak Parti’ye oy veren milyonları, eylemlere katılmayanları; karşı taraf ise eylemlere katılan binlerce insanı toptancı sloganlarla alt etmeye çalıştı. Eylemlerin bir aşamasından sonra ise dikkatler Batı dünyasına yöneldi. Önce Batı basını bir kalemde silindi, ardından Avrupa Birliği düşman ilan edildi. Benim üzerinde durmak istediğim de son birkaç haftadır karşıma sıkça çıkan bu Batı düşmanlığı.

Avrupa tek değildir, ikidir

Avrupa’yı bir bütün olarak görmek yanlıştır, aynı şekilde ABD’yi de, İsrail’i de bir bütün olarak kabul etmek mümkün değildir. Oryantalistlerin tüm Doğu’yu cahil, çirkin, basit, kültürsüz, görgüden ve temizlikten uzak bir bütün olarak görme yanılgısından ya da Amerika’da 11 Eylül sonrası ortaya çıkan “Tüm Müslümanları terörist gibi görme” hatasından bir farkı olmaz bunun. Bizim Batı toplumuna bakış açımız Kuran’a uygun, yani ön yargılardan uzak, adaletli ve akılcı olmak zorundadır. Bediüzzaman Said Nursi’nin de bu konuda çok kapsamlı açıklamaları vardır. Zaten ne zaman Avrupa, Amerika ya da Batı karşıtlığını içeren bir slogan ya da yazı görsem, aklıma hemen Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin “Avrupa ikidir.” sözü gelir.

Bediüzzaman’ın Müslümanların Batı dünyası ile ilişkileri üzerine yazdıkları günümüz İslam dünyası açısından çok önemli hatırlatmalar içerir. Bediüzzaman her konuyu olduğu gibi Batı dünyasını da değerlendirirken asla toptancı bir yaklaşım sergilemez. Her zaman iyi ile kötüyü birbirinden titizlikle ayırır. Bediüzzaman Batı karşıtlığının İslam’a uygun olmadığını ilk önce Peygamber Efendimiz (sav)’in “İlim müminin yitiğidir, nerede bulursa alır.” sözüyle açıklar. Ardından Avrupa’yı ikiye ayırır: Birinci Avrupa “Medeniyet-i Fazilet”tir, ikinci Avrupa ise “Medeniyet-i Sefahat”.

Birinci Avrupa; gerçek Hıristiyanlığın etkisinde olan, gücünü maddiyattan değil maneviyattan alan, toplumsal hayata faydalı eserler ortaya koyan, adaletli bir yönetimi hedefleyen, insan haklarını koruyan, insanlığa sanatsal, bilimsel ve teknolojik yenilikler hediye eden bir Avrupa’dır. Bu Avrupa’nın amacı insanların hayatını kolaylaştırmak, güzelleştirmek, her türlü şiddetten, zorbalıktan uzak, manevi değerleri maddiyattan önde gören yüksek bir medeniyet oluşturmaktır.

İkinci Avrupa, ise gücünü dinsizlikten, maddiyattan, yani maddeci felsefeden alan, yardımlaşma, işbirliği, topluma fayda gibi kutsal değerler yerine hayatı bir mücadele alanı olarak gören Avrupa’dır. Toplumlar arasında düşmanlığı, savaşı, çatışmayı, çıkar hesabına dayalı acımasız bir ilişkiyi hedefleyen, manevi değerleri kendi çarpık inançlarınca  gelişmeyi engelleyen gereksiz zaaflar olarak gören bir medeniyeti hedeflemektedir. İkinci Avrupa İslam toplumuyla olduğu gibi Hıristiyan ve Musevi dindarlarla da savaş halindedir. Bu Avrupa materyalisttir, Darwinisttir.Dayanışma yerine mücadele ve acımasızlığı, sevgi ve şefkat yerine bencilliği, yardımlaşma ve fedakarlık yerine çıkarcılığı teşvik eder, insanı sefahat ve dalalete sevk eder. Müslümanlar birinci Avrupa ile barış, güvenlik, sevgi ve huzur dolu bir dünyanın inşa edilmesi için işbirliği yaparken, ikinci Avrupa’yı toptan reddetmelidirler.

 

Birinci Avrupa ile işbirliği acildir

İşte bizler de Bediüzzaman gibi akılcı düşünüp Avrupa’nın yani Batı’nın “iki” olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizim karşı olmamız gereken şey Batı ya da Batılılar değil, İsrail ya da Museviler, ABD ya da Amerikalılar değil, onların Kuran’a ve İslam’a aykırı olan yanlış uygulamaları, toplumu savaşa ve çatışmaya sürükleyen batıl fikirleri, toplumsal huzuru ve barışı maddi çıkarlar karşısında önemsiz gören zararlı yönleridir. Batılı toplumlarda sağduyulu, İslam’a ve Müslümanlara sevgi ile yaklaşan, materyalist toplum değerlerine karşı çıkan, tüm insanlığın barış ve kardeşlik çatısı altında huzur içinde yaşamasını isteyen kalabalık bir kitlenin olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü toplumun geneline yayılan Batı karşıtlığının bizi çağın dışına iteceği; ortak düşmanlara karşı birlik olmanın, yardımlaşmanın, kültürlerarası, medeniyetlerarası ve dinlerarası işbirliğini artırmanın ise iki tarafa da zenginlik katacağı açıktır. Zaten bu ortak değerler hiçbir medeniyete ait değildir, tüm insanlığın değerleridir. Bediüzzaman da bunu “Avrupa’nın sahip çıktığı değerlere, yani adalet, ahlâk, sanat, fen, terakkî, insan hak ve hukuku gibi değerlere Kur’ân’ın itirazı yoktur. Esasen bu değerler Kur’ân’ın malıdır.”şeklinde ifade etmiştir.

Birlik, kardeşlik, dostluk, sevgi, dayanışma, barış, saadet ve selamet içinde yaşamak için, dünyayı bir nevi cennete çevirmek için Birinci Avrupa ile ortak değerlerimizi ön plana çıkarmalıyız. Bunun için de ilk yapmamız gereken şey hangi din, inanç ve düşüncede olursa olsun insanlara tahammül ve müsamaha ile bakmak; inanç, düşünce ve yaşayışlarına baskı yapmamak olmalıdır. Birinci Avrupa ile insanlığın geneli tarafından kabul edilen hak, hukuk, özgürlük, adalet ve barış gibi bir kısım unsurlara, insanî değer ve faziletlere sahip çıkarken; ikinci Avrupa’nın özellikleri olan anarşi, terör, yıkıcılık ve tahribata karşı da ortak tavır almalıyız. Bu birlik Bediüzzaman’ın bir asır öncesinden haber verdiği gibi, yani önce İslam dünyasının kendi içinde birlik olmasıyla başlamalı, ardından ise tüm iman sahiplerinin kenetlenmesiyle devam etmelidir. Çünkü dünya üzerindeki bu büyük yangın ancak inananların ittifakıyla söndürülebilir. Ne İslam dünyası bu yangını tek başına söndürebilir, ne de Hıristiyan dünyası.

https://twitter.com/semagul_asn

sema.gul@asn-france.fr

Advertisements

Bir Yorum Yaz/Leave a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s