Mısır demokrasiyi bu kadar kolay harcamamalı

Posted on Updated on


Mısır TahrirMısır devrimiyle halk, diktatörleri, baskıcı rejimleri artık istemediğini canı pahasına olsa da gösterdi. Mısırlılar artık demokrasiyle yönetilmek istiyordu, her insanın hakkı olduğu gibi. İhvan’ın lideri Muhammed Mursi, Mısır tarihinin demokrasiyle seçilen ilk lideri olarak halkın yüzde 51.7’nin oyunu olarak Cumhurbaşkanı oldu. Mursi 30 Haziran 2012’de göreve gelmesiyle birlikte yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında, İhvan’ın toplumun her kesimini kucaklayacağına dair işaretler vermişti. Mursi o gece şunları söylemişti:

“Ben, bugün nerede olurlarsa olsunlar içeride ve dışarıda tüm Mısırlıların, bütün şehirlerin, köylerin, doğu, batı, güney, kuzey sınırlarında olanların veya geniş Mısır topraklarının ortasında olanların Mısır’ın kerim halkının, aşiretlerin, Nuba, Refah, el-Ariş, Güney Sina, Mersa Matruh, Delta şehirleri, Port Said, Kanal şehirleri İsmailiyye, Süveyş, Dakhiliye, Kefr eşşeyh, Garbiye, Kalyubiyye, İskenderiye, vahalar, Kızıl Deniz, Güney Sina, Güney Said, Beni Süveyf, el-Füyum, Münya, Sevhac, Asyut, Luxor ve Asvan gibi tüm şehirlerin vatandaşlarının  Müslüman, Hristiyan, erkek, kadın, yaşlı, genç, çocuk, babalar, anneler, çiftçiler, işçiler,  memurlar,  öğretmenler, üniversite hocaların, iş adamların, özel ve kamu sektöründe çalışanlar ve devlet kurumlarında çalışanlar, otobüs, taksi şoförlerin, trenlerde çalışanlar, büyük, küçük tüm esnafın, herkesin Başkanıyım. Bunların hepsi benim ailem… Biz Mısırlılar olarak Müslümanı ve Hristiyanı ile beraber bir medeniyetiz ve böyle de kalacağız inşallah. Allah’ın lütfü ve sizin iradenizle bütün Mısırlılara başkan olduktan sonra anayasaya ve kanuna saygılı olan herkese karşı aynı konum ve mesafede olacağım.”

Mursi’nin bu konuşması takdire şayandı. Devrimden sonra Müslüman Kardeşler ve Selefilere bağlı gençlerin organize olarak yılbaşında Hıristiyanların ayinlerini barış içinde yapabilmeleri için kiliseleri koruması, Mursi’nin her kesimi kucaklayan konuşmasının hayata geçtiğini gösteren güzel bir gelişmeydi. Bir Müslümanın yapması gereken de budur. Halkın her kesiminin haklarını korumayı kendine görev edinen bir iktidar ancak başarılı olur.

Mursi de Mısır’ın tarihinde yaşanan bu İslam geleneğini uyguladı. Hz. Ömer döneminde Mısır’ın fethine şahit olan Nikou Piskoposu Jean, şehri fetheden Amr b. Âs’ın kiliselere dokunmadığını, onları yağma etmediğini, emlâkine el koymadığını ve Müslümanların Hıristiyanların işlerine karışmadığını ifade etmiştir. (Mustafa Fayda, “Ömer”, TDV İslam Ansiklopedisi, XXXIV/50.) Tarihte Müslüman liderler, Kuran’ın emri ve demokrasinin de gereği olan bu ahlakı uygulamışlardır. Mısır halkının şu an Mursi’den beklentisi de bunu bir adım daha ileriye götürmesidir.

Mursi, Mısır’ın modernleşmesinde öncü olmalıdır. Modernlik, çağının ilerisinde olmak, estetik, sanat kalite İslam’ın özünde vardır. Mursi, islam’ın özünde olan bu değerli Mısır’da en mükemmel şekilde tatbik ederse çok kısa süre içerisinde Mısır kalkınabilir. Şu an Mısır’da muhalif grupların protestolarının temelde iki gerekçesi var. Devlet organlarının ihvanlaştırılması ve İslamileşme. Mursi şu an dünyada Mısır’ın İslami kesiminin lideri olarak görülüyor. Mısır halkının ve dünya kamuoyundaki bu genel kanının yersiz olduğunu Mursi’nin icraatlarıyla ispatlaması gerekiyor. Bunu nasıl mı yapar? Aslında çok kolay.

Mursi kendi yönetimi altında hem ortodoks görüşe sahip hem de modern dünya görüşünde olan kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanmayacağını çok iyi vurgulamalı. Zaten İslam dininin özünde “sizin dininiz size, benim dinim bana” (109/6) anlayışı vardır. Bir Müslüman kimseyi inancından dolayı yargılama hakkına sahip değildir. Demokrasinin ve laikliğin de esası budur. Mursi, Mısır’da İslam’ın bu anlayışını uygulamalı ve toplumun her kesimine benimsetmelidir. Zaten din, ancak bu şekilde bir özgürlük ortamında gelişir. İnsanlar özgür olmak isterler. Özgür olduklarında dini severler ve samimi olarak yaşarlar. Baskı ve zorlamada ise nefret oluşur. Bu aşamada Mursi’nin Mısır’a daha fazla özgürlük ve demokrasi getireceğini çok iyi vurgulaması gerekir. Kıptilerle, sol görüşlülerle, Şiilerle, ulusalcılarla, liberallerle, başı açık modern bayanlarla, özetle toplumun her kesimiyle diyalog halinde olduğunu açık ve net olarak göstermelidir. Mursi’nin bu açılımına gelenekçi İslam anlayışına sahip kesimden mutlaka itirazlar gelecektir. Ancak Mursi bu itirazlar karşısında çizgisini hiç bozmamalı, özellikle kadınlara yönetimde geniş imkanlar vererek, bağnaz İslam anlayışının Mısır yönetimine hakim olmadığını ispatlamalıdır. Sanatçılara ve bilim adamlarına teşvik amaçlı imkanlar sunmalıdır. Mısır’da barış ve kardeşliğin tesisinde dinin yanı sıra sanat ve bilimin de önemli enstrümanlar olduğu gerçeğini görmezden gelmemelidir. Sanat ve bilim Kuran’da teşvik edilir. Sanat ve bilimin yeterince hakim olmadığı bir toplum dinamizmini yitirir. Mısır gençliğini bu dinamizm, kalite ve modernlikten alıkoyduğu takdirde Mursi kazanamaz. Allah, biz Müslümanlardan cenneti model alarak, dünyayı cennet gibi yapmamızı istiyor. Bağnaz İslam anlayışıyla bu başarılamaz.

Mursi iktidarda 1. yılını doldururken tüm zorluklara rağmen olağanüstü bir çaba göstererek birçok açılıma imza attı. Örneğin bu zorlu durumda bile Mısır Merkez Bankası’nın 2012 Temmuz – 2013 Mart arası dönem için hazırladığı ekonomi raporunda, ödemeler dengesi açığının artan turizm gelirleri ve borç affı dolayısıyla 11.2 milyar dolardan 2.1 milyar dolara düştüğü görülüyor. Ancak bu gelişme sıradan vatandaşın ekonomik şartlarında bir değişime neden olmadı. Ayrıca medyanın gücü yeterince kullanılamadığı için bu başarıdan çok az kişi haberdar oldu.

Mursi’yi eleştirenlerin önce bu zorlu şartları düşünmesi gerekir. Mursi herşeyin mükemmel işlediği, eğitimin, ekonominin iyi bir düzeyde olduğu bir yönetimi devralmadı. Mursi anormal olan işleyişi normal bir seviyeye getirmeye çalıştı. Bunu da yırtıcı ulusalcılara ve liberallere karşı kendini savunarak yapmaya çalıştı. Bu aşamada Mısır’ın geleceği için Mursi’nin öncelikli yapması gereken Mısır’ı bağnaz İslam anlayışına asla çekmeyeceğini, aksine modern, özgür, dinamik, sanatın bilimin teşvik edildiği bir hayat tarzını benimseyeceğini iyice vurgulamasıdır. Bu İslam’a zarar vermez, aksine dinamik, canlı, modern ve aynı zamanda dindar bir neslin yetişmesini sağlar. Halk özgür olduğunu hissederse protestoları bırakır ve Mursi’ye olan destek yüzde 50’lerin üzerinde olur inşaAllah.

Advertisements

Bir Yorum Yaz/Leave a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s