“Yafa’da müezzini susturmak mı istiyorsunuz?“

Posted on Updated on


View of Jaffa, from the beachfront of Tel Aviv.
Tel Aviv sahilinden, Yafa’nın görünümü

22 Ekim’de İsrail’de yerel seçimler var. Her şeçimde olduğu gibi bu kez de bazı aşırı sağ partiler ayrımcılık içeren seçim propagandalarıyla gündem oldular. Bu söylemlerin en dikkat çekeni İsrail’deki ana merkez sağ siyasi parti Likud’un websitesindeki posterde yer alan şu ifadeydi:

“Yafa’da müezzini susturmak mı istiyorsunuz? Bunu ancak Likud yapabilir.”

Üzerinde önemle durulması gereken bu ifadenin hemen altında da aday listesinin başında yer alan Arnon Giladi’nin şu sözleri dikkati çekiyordu:

“Şehrin merkezinden sadece bir kaç kilometre uzaklıktaki mesafede, kendini İsrail devletinin değerlerine yabancılaştırmış bir milliyetçi Filistin özerk bölgesinin varlığı kabul edilemez.”

Öncelikle bugün 18 bin Filistinli’nin yaşadığı Yafa’da, Müslümanlara yönelik bu gibi ayrımcı söylemler elbette kabul edilemez. Böylesine sevgiden, kardeşlikten uzak ifadelerle yapılan, ırkçılığı teşvik eden bir seçim propagandası hangi azınlık gruba yönelik olursa olsun kişisel hak ve özgürlükleri kısıtladığı için çağdışıdır.

Politikacıların topluma karşı bir sorumlulukları vardır, bu da yapıcı ve birleştirici olmaktır. Elbette bu, her insanın vicdani olarak uygulaması gereken bir sorumluluktur ancak işin içine bir de politikacı kimliği dahil olunca bu sorumluluk çok  daha önemli bir hale gelir.

Siyasetçilerin hedeflerinden biri seçmenlerini hoşnut edecek politikalar üretmektir. Ancak bu politikalar üretilirken toplumu geren, sıkıntıya sokan ve hatta teröre neden olan aşırı söylem ve eylemlerden kaçınılması şarttır.

Siyasetçi halkın rahat etmesi ve mutlu olması için vardır ancak bunu sadece kendi seçmeni ile sınırlarsa çok büyük hata yapmış olur.

Tevrat’ın Eski Ahit bölümünde birçok kez adı geçen, tarihi, MÖ 7500’lere dayanan en eski Arap kentlerinden biri olan Yafa’yı ele alacak olursak, burada Araplara karşı uygulanması planlanan ayrımcı bir politikanın propaganda malzemesi yapılmasının halkı ne kadar tedirgin edeceği ortadadır.

Tarihi boyunca bu topraklarda yaşayan halklar büyük acılar yaşadı. Bu acıların temelinde hakim güçlerin tahakküm politikaları yer alıyordu. Yüzyıllardır devam eden bu politikalar bölgeye asla mutluluk getirmedi, bundan sonra da getirmeyecektir.

Farklı inanç ve kültürde insanların birarada yaşadıkları toplumlarda huzur, ancak karşılıklı anlayış ve sevgiyle tesis olur. Üç kutsal dinin temelinde de sevgi vardır.

Bu topraklarda yaşayan her inançlı Hristiyan, Müslüman ve Museviler, dinlerinin özünde sevgi olduğunu ve dindar olunduğu takdirde herkesin hakkıyla bu sevgiyi yaşayabileceğini bilirler.

Dindar Museviler Tevrat’taki şu sözlere titizlikle uymakla sorumludurlar.

Ne iyi, ne güzeldir, birlik içinde kardeşçe yaşamak! (Mezmurlar, 133:1)

Kötülük tasarlayanın yüreği hileci, barışı öğütleyenin yüreğiyse sevinçlidir. (Süleyman’ın Özdeyişleri, 12:20)

… Bizi yaratan aynı Allah değil mi? Öyleyse neden atalarımızın yaptığı antlaşmayı bozarak herkes kardeşine ihanet ediyor? (Malaki, 2:10)

Yetkin adamı gözle, doğru adama bak, çünkü yarınlar barışseverindir. (Mezmurlar, 37:37)

“Bu adamlar bize dostluk gösteriyor” dediler, “Ülkemizde yaşasınlar, ticaret yapsınlar. Topraklarımız geniş, onlara da yeter, bize de…” (Yaratılış, 34:21)

Tevrat’taki bu güzel sözler bize gösteriyor ki inançlı insanlar huzur ve barış içinde aynı topraklarda yaşayabilirler. Çünkü hepimiz aynı Allah’a inanıyoruz, aynı Allah’ı seviyor, aynı Allah’tan korkuyoruz.

Böyle bir toplumda inançlıların yanısıra ateistler de özgür ve huzurlu olurlar. Çünkü dinde zorlama, tahakküm yoktur, tam tersine alabildiğine özgürlük vardır.

Likud Partisi de seçimlerde başarılı olmak istiyorsa ayrımcı propagandaları terk ederek, sevgiyi, barışı teşvik eden dindar bir uslübu kullanmayı tercih etmelidir. Eğer bu şekilde hareket ederse hem dindar Musevilerin hem de dindar Müslümanların güvenini kazanır.

Yafa, kadim geçmişi olan kültürel zenginliği insanların ruhunda derin izler bırakan muhteşem bir kent.

Hz. Süleyman Mabedi’nin yapımında kullanılan tomruklar bu liman şehrinden Kudüs’e taşındı, Hz. Yunus, bu limandan denize açıldı, Mısır firavunları bu toprakları ele geçirmek için mücadele etti.

İçerisinde tarihi manastırlar, sinagoglar, camiler ve onlarca Osmanlı eserinin yer aldığı bu kentin kültür zenginliği, bölge halkı için büyük bir güzelliktir.

Bu mübarek topraklarda ezan sesini duymak, bu topraklarda kilise çanının sesini duymak kentin tarihi atmosferiyle zenginleşen ruhlarda coşkuyu arttıran bir çeşitliliktir.

Ezan, Allah’a, sevgiye, ibadete çağrıdır. Kilise çanı da aynı şekilde Allah’ı hatırlatan bir çağrıdır. Güzellikle bakan bunlarda huzuru, mutluluğu, sevgiyi, kardeşliği bulur.

Dünyanın barışa belki de en çok ihtiyaç duyduğu böyle bir zamanda siyasi partilerin toplum barış ve huzurunu sağlamak adına ayrımcı politikalardan titizlikle uzak durması çok önemlidir. Bu toplum için, en başta da insanlık için olmazsa olmaz bir sorumluluktur.

İlgili yazılar:

For English ==>> ‘Want to hush the muezzin in Jaffa?’

Yaffa, İsrail
Advertisements

One thought on ““Yafa’da müezzini susturmak mı istiyorsunuz?“

    ‘Want to hush the muezzin in Jaffa’ | Ayşe Koç said:
    October 13, 2013 at 12:36 pm

    […] For Turkish […]

Bir Yorum Yaz/Leave a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s