Neoconların İran’a ambargo dayatması neden kabul edilemez?

Posted on Updated on


For English click here

Seral İbrahim Köprülü / Stratejist, Politik Analist

Son günlerde medyada “Türkiye’de İranlı şirket furyası başladı, son 3 yılda 2116 İran şirketi kuruldu” gibi haberlerle kamuoyu İranlı yatırımcılara karşı yanlış bir yönlendirmeye maruz bırakılmakta.

17 Aralık sürecinden sonra gündeme damga vurmaya çalışan bu “zararlı algı mühendisliği”, Türkiye’ye son on yılda giriş yapmaya başlayan gerek İran, gerek Arap ve gerekse diğer tüm İslami sermaye sahiplerini ürkütmektedir. Bunun ülkemiz ekonomisine büyük zarar vereceği ve devletimizin imajını bozmaya yönelik olduğu da açıkça ortadadır.

Nitekim 13 gün içerisinde ekonomimize 105 milyar dolarlık büyük bir zarar oluşmuş durumdadır.Bu yanlış algının devam ettirilmesi ise içine Türkiye’yi de katmış bir halde sadece zayıf Ortadoğu ülkeleri isteyen zihniyete hizmet edecektir. Daha da tehlikelisi, İran, Arap, İslam ve Batı dünyası son gelişmelerden sonra Türkiye’de yatırım yapmaktan çekinir bir hal almıştır. Bu da, 2023 hedeflerimize yönelik büyük bir darbedir. Türkiye’nin kredisinin düşmesi yatırımların sonlanması anlamına gelmektedir. Yatırımlar olmazsa devletimizin projeleri finanse edecek kaynağı, hizmetleri, hastaneleri, konut inşaatlarını durdurması anlamına gelecektir. Sonuçta büyük zarar gören kesim Türk halkı olacaktır.

Türkiye İran’la son 5 yıl içinde 65 milyar Dolarlık bir ticaret hacmi seviyesini yakalamıştır. İran’a yıllardır uygulanan çok katı uluslararası ambargoya rağmen böyle bir hacme ulaşmak elbette hükümetin önemli başarılarından biridir. Ambargo olmadığı taktirde bu rakamın 200 milyar Dolar seviyesine çıkmaması için de hiçbir sebep yoktur.

TÜRKİYE İRAN AMBARGOSUNU NEDEN KABUL EDEMEZ

1. Akrabalık Bağları: Türkiye İran’la 560 km’lik bir sınır boyuna sahiptir. Aynı Suriye ve Irak‘la olduğu gibi İran’la olan sınırımızın her iki tarafında yoğun bir akrabalık bağı hakimdir.

2. Sınır Ticareti: Sınır bölgelerinde yaşayan halkımız, Doğu bölgesindeki sanayicilerimiz ve ticaret erbabı İran’la yaptıkları ticaretten büyük kazanç elde etmektedir. Bu ticaretin yasaklanması sadece İran’ı değil, Türkiye’yi de derinden etkilemektedir.

3. İran’daki Türk Nüfus: 77 milyonluk İran nüfusunun %42’si Türk’tür. Ülkemiz içinden İran ambargosunu sırf Pers karşıtlığını gündeme getirerek savunanlar bu açıdan da büyük bir yanlışa imza atmaktadır. Başta Azerbaycan Türkleri olmak üzere Türkmenler, Kaşkaylar, Horasan Türkleri, Halaçlar, Sungurlar, Ebiverdiler, Kazaklar ve Özbekler gibi Türk halkları İran’ın belirli bölgelerinde yaşamaktadırlar. Tebriz, İran Türklüğünün siyasi ve kültürel merkezidir.

4. İran’daki Kürt Nüfus: İran’daki Kürt nüfusu yaklaşık olarak 12 milyon olarak tahmin edilmektedir. Dolayısıyla bu insanlar da bizim korumamız altındadır ve akrabaları Türkiye’dedir.

5. Her Halk Gibi İran Halkı da Masumdur: Her ülkede olduğu gibi, İran’da yaşayan Müslümanların, masumların, mazlumların hakkını korumak da üzerimize bir vazifedir. İran’ın %90’ı Şii, %8’i Sünni’dir. Şii olsun, Sünni olsun ve hatta her ne inançtan olursa olsun her mazlumu koruyup kollama sorumluluğu üstümüzdedir.

6. İran’ın Tüm Komşuları Müslümandır ve Ambargo Onları da Vurmaktadır: İran ambargosu İran’ın Türkiye dışındaki diğer komşuları olan Azerbaycan, Afganistan, Pakistan, Türkmenistan ve Irak’ı da etkilemektedir. Sonuçta bir dayatma, bölgedeki yüz milyonlarca insana zarar vermektedir.

7. İran Ambargosu Ortadoğu’yu Etkilemektedir: İranlı Şiilerin Bahreyn, Suriye, Irak, Lübnan ve daha birçok ülkede daha akrabaları yaşamaktadır. Dolayısıyla bu ambargo, bu ülkeleri de derinden sarsmakta ve olumsuz etkilemektedir.

8. Türkiye Ucuz Enerji Kaynaklarına Ulaşabilmelidir: Türkiye elbette dışa bağımlı olduğu enerji ihtiyacını en ucuz ve karlı bir şekilde elde etmek zorundadır. İran’dan petrol alma, doğalgaz alma şeklindeki direktifler Türkiye’ye “soğuktan donun, millet sürünsün” demekten başka bir şey de değildir. Türkiye İran’la ticaret yapmasın, gaz almasın, petrol almasın demek bu açıdan da bakıldığında insanımıza kast eden ucuz bir kahramanlık ve hatta büyük bir akılsızlıktır. Elbette Türkiye ihtiyacı olan enerjiyi muhakkak bir şekilde elde edecektir. İran’sa İran’dan, Rusya’ysa Rusya’dan bu enerji ihtiyacı mutlaka karşılanmalıdır.

9. Turizm: Son 10 yılda ülkemize gelen İranlı turist sayısında büyük bir patlama olmuştur. Bunun ekonomiye olan katkısı da elbette çok büyüktür. İran aleyhine bir algı oluşturmak tüm kardeşlik, turizm, kültürel ve ekonomik ilişkileri de bozmaktadır.

10. İran Sermayesi: Türkiye Rus, Amerikan, Avrupalı sermayeleri kendi ülkesine çekebildiği gibi elbette İran sermayesini de çekip bundan maksimum fayda sağlamalıdır. Türkiye’nin güçlenmesi, politikalarının da güçlenmesine vesile olmaktadır.

ORTADOĞU UYGULAMALARI HAKKINDA CEVAP VERİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ SORULAR

Ortadoğu hakkında konuşurken bazı sorulara samimiyetle cevap verilebilmelidir.

“Ortadoğu ülkeleri Amerikan derin devletinin bir bölümüne hakim olan şahin Neoconların her emri ve isteğini yerine getirmek mi zorundadır?”

“Neoconlar hazır ol dediğinde Türkiye ve İran hazır ola mı geçmesi gerekmektedir?”

Tayyip Erdoğan ve Ak Parti işte bu sorulara cevap olarak, Türk milletini ve Ortadoğu’yu fakirleştirecek her emrivakiye, her hazır ol talimatına en uygun şekilde “hayır” demiştir.

Elbette Batı’nın her dayatmasını Türkiye kabul edecek diye bir şey söz konusu olamaz.

Bütün Ortadoğu’yu sarsacak bir politikaya göz göre göre Türkiye’yi sürüklemenin de bir anlamı yoktur.

Ancak ABD derin devletinin bir kısım şahin Neoconları, İran’ı kendi akıllarınca hizaya getirmek ve İran’a bir kabadayılık yapmak için bölgede adeta terör estirmektedir. Obama yönetimiyle de ters düşen bir çok dayatmayı bu derin yapı sürdürmekte ısrarcı gözükmektedir.

Oysa İran halkını fakir hale getirip onları süründürmenin hiçbir mantığı da yoktur. Ayrıca İran, defalarca nükleer silah yapma gibi bir hedefleri olmadığını, atom bombası olsa dahi dinen bunu kullanmalarının haram olduğunu söylemelerine rağmen Amerikan derin devletinin içinde bir kesim bunu kale almak istememektedir. Türkiye üzerinde oynanan oyunlarla ülkemizi zora sokmanın mantığı da asla kabul edilemez.

İşte bu noktada Başbakan Tayyip Erdoğan, “Türk milleti zengin olsun, Ortadoğu zengin olsun” ülküsüyle hareket etmekte ve en doğru olanı yapmaktadır.

Tayyip Erdoğan bu haklı politikasında sonuna kadar mutlaka desteklenmelidir.

AMBARGOLAR SADECE MASUM HALKLARI EZMEKTEDİR

Bu tarz ambargolar daha önce birçok ülke için de söz konusu olmuş, bunun sonucunda da o ülkenin masum halkı büyük zarar görmüştür.

Irak için de söz konusu dayatmalar gündeme getirilmiş, bu ülke güya kitle imha silahlarına sahip olduğu zannıyla işgal edilmiş ve bir milyon Iraklı kardeşimiz bu süreçte şehit olmuştur. Irak hala paramparçadır, toparlanamamıştır. Terör, karışıklık, kargaşa ortamından bir türlü kurtulamamaktadır.

Şimdi de aynı hayali kurgularla İran rejimini cezalandırma adı altında başta İran halkı, sonrasında da Türkiye ve tüm Ortadoğu fakirleştirilmek istenmektedir. Ülkelerin fakirleşmesiyle savunmalarının kırılması ve yeni teknoloji geliştirmeleri de güya engellenmek istenmektedir. İran’ın da bu sayede nükleer silah yapmasının engelleneceği hesaplanmaktadır.

Oysa bu tarz engellemelerle ne Kuzey Kore, ne Çin, ne Pakistan, ne de Rusya hiç geri adım atmamış, bu ülkeler nükleer silaha kolaylıkla sahip olmuştur.

Ambargolar neredeyse hiçbir totaliter rejime boyun eğdirememiş, tam aksine kibirli liderleri daha da şiddete, baskıya ve antidemokratik adımlar atmaya yönelten bir uygulama halini almıştır.

Diğer taraftan devlet ve ülkeler düzeyindeki ilişkiler bir tarafın diğer tarafı aşağılaması, küçük düşürmesi veya diz çöktürmeye çalışması şeklinde olmamalıdır. Milli gururları rencide etmek sadece soğukluğa ve sevgisizliğe neden olacaktır.

İRAN REJİMİNİN HATALARI YÜZÜNDEN İRAN HALKI CEZALANDIRILAMAZ

İran’la ayrışan dış politikamız da İran’la ikili ilişkilerimizin kesilmesi için asla geçerli bir neden değildir.

İran ve Türk dış politikaları birçok noktada uyuşmamaktadır. İran şu ana kadar Suriye’de 120 bin kişiyi katleden Esed’e destek vermektedir. Bu elbette kabul edilebilir bir durum değildir. Nitekim bu yönde hükumetimiz girişimlerde bulunmakta ve Tahran ikna edilmeye çalışılmaktadır. Nitekim bunlar sonuç da vermeye başlamış, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif çok samimi görünmese de ortak çözüm yollarıyla Suriye’ye barışı getirmeyi dile getirmiştir.

Diğer taraftan, Çin ve Rusya da Suriye’de Esed’e destek vermektedir. Hatta Rusya Esed’in ordusunu kuran, eğiten ve destekleyen bir ülkedir. İran’la her fırsatta ticaretin kesilmesini samimiyetsizce dillendirenler, bu ülkeleri uyarmayı akıllarından dahi geçirmemektedirler.

Her şeyden önce unutulmamalıdır ki, İran’ın anormallikleri, hataları ve yanlışları halkına acı çektirilerek bertaraf edilemez. Hiçbir toplum rejimlerin veya yöneticilerin hataları yüzünden cezalandırılamaz.

İran’ı ikna etmenin yolu Batı’nın sevgisiz/insaniyetsiz politikalarının peşine takılmak da olmamalıdır.

İslam coğrafyasını kargaşa ortamına sokacak her tavırdan özenle kaçınmak gerekmektedir. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Devleti de olabildiğince güçlenmeli, ülke içindeki ayrı gayrılıklar, çekişmeler, didişmeler önlenmeli, Türkiye sahip olduğu ağabeylik özelliğiyle dünyada önemli bir denge unsuru haline getirilmelidir.

Image

http://www.diplomatika.com/neoconlarin-irana-ambargo-dayatmasi-neden-kabul-edilemez-253yy.htm

Advertisements

One thought on “Neoconların İran’a ambargo dayatması neden kabul edilemez?

    […] For Turkish click here […]

Bir Yorum Yaz/Leave a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s