Neoconların “Erdoğan Karşıtlığı” Tarihçesi

Posted on Updated on


seral koprulu
Seral Köprülü

Uzun süredir Türkiye üzerinde oynanan oyunların arkasında Amerikan şahin Neoconlarının olduğu biliniyor. Peki kim bu Neoconlar ve ne istiyorlar?

Neoconların şahin kanadı, “teröre karşı savaş” sloganını geliştiren, İslamcı hükumet/hareketleri terörist ilan eden, kendilerine “yeni muhafazakar” (Neoconservatism) sıfatı veren yapının adı. (Neoconları şahin ve ılımlı olarak ikiye ayırmakta fayda var. Ancak siyaset ve medya gücüne hakim olan yapı genelde Bush döneminden itibaren şahin olan ekip. Şahin Neoconlar, barışçıl politikaları başta olmak üzere Obama yönetimiyle de birçok konuda fikir ayrılıkları yaşıyorlar.)

Bu yapı, SSCB’nin dağılmasının ardından komünizmin yerine yeni düşman olarak İslamcılığı seçmiştir. İslam ülkelerinden kim dünyada ve bölgesi üzerinde etkili bir aktör olmaya başlarsa, o ülkede İslami tüm oluşumları yıpratma ve yok etme hedefini benimsemişlerdir. Neoconlar her fırsatta, yükselen yıldız olan Ankara’yı bir tehlike olarak görmek/göstermekten geri kalmıyor.

NEOCONLAR NASIL BİR GÜCE SAHİP

Neocon ekip siyasetteki gücünün yanında, medya, think thank kuruluşları ve uluslararası organizasyonlar içindeki yapılanmalarıyla kamuoyunu etkileyen oluşumlara sahiptir. Radikal Siyonist kanatla olan ittifakları da göz önüne alınırsa dünyadaki en güçlü siyasi gücü olmuşlardır.

New RepublicWeekly Standart ve Commentary gibi medya organları Neoconların amiral gemileridir.

Wall Street JournalNational ReviewWashington PostAmerican SpectatorNew York Times gibi medya kuruluşları ise Neoconlara makalelerini yayımlayabilecekleri bir platform sunmaktadır.

Financial TimesThe Economist gibi medya organları ise İslam karşıtlığı söz konusu olduğunda Neocon fikirlere bolca yer vermektedir.

Ülkemizde on yıllardır “her olayın arkasında Amerika var” diyen ulusalcı yapıların, son dönemde “Neoconlar bu kadar da güçlü ve organize mi?” şeklinde anlamazdan gelmeleri ise samimiyet ve dürüstlükten uzaktır.

Özellikle 11 Eylül’den sonra Bush yönetimiyle Amerika’yı Neocon politikalar yönlendirmiştir. Bu oluşum BOP’u devreye sokmuş, Irak ve Afganistan’ı işgal ettirmiş, dünya siyasetini uzun süre derinden etkilemiştir. Ortaya atılan Bush Doktrini ile Batı’ya tehdit oluşturduğu izlenimi oluşturan her hükümet, BM kararları beklenmeden yıkılabilecek ve her ülke işgal edilebilecektir!

TÜRKİYE VE AK PARTİ’NİN HEDEFE KONULMASININ KRONOLOJİSİ

Türkiye’deki Ergenekon hakimiyeti boyunca ülkeyi esir alan ekonomik istikrarsızlık, hukuksuzluklar, faili meçhuller ve huzursuzluk aslında Neoconların tam istediği ortamı oluşturmaktaydı.

Derin devlet çeteleri ve darbecilerin yargılanma süreciyle ise Türkiye bambaşka bir hale dönüşmeye başlamıştır.

AB üyeliği yolunda Kopenhag Kriterleri’ndeki siyasi ve ekonomik hamlelerin başarıyla gerçekleştirilmesi Batı’yla yakınlaşmayı sağlamıştır. İslam ülkeleri içinde tek laik demokratik hukuk devleti özelliği, Türk milletinin samimi ve maneviyatlı yapısı ile liderlik vasfımız pekişmiştir.

Sonuç olarak son on yılda muazzam bir ekonomik atılım yapan Ankara, tüm dünyanın ve de Neoconların dikkatini kısa sürede üzerine çekmiştir.

KÖRFEZ SAVAŞI TEZKERESİNE TBMM’DEN RET – 2003

ABD’nin istediği ve Irak krizi konusunda hükümet tarafından 25 Şubat 2003’de TBMM’ye sunulan tezkerenin reddedilmesi Neoconlarda büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. (1 Mart 2003) Türk hava sahasını, liman ve topraklarını kullanamayan ABD Irak işgali sırasında ağır bir ekonomik ve sosyal fatura ödemek zorunda kalmıştır.

İSLAMCI BAŞBAKAN VE CUMHURBAŞKANI İSTEMEDİLER – 2007

Türk ekonomisinin ve politikalarının millileşmeye başlaması, Ak Parti’nin güçlenmeye devam edişiyle iyice rahatsız olmaya başlayan Neoconlar diğer taraftan Ergenekon desteğini de arttırmaya başlamıştı. American Enterprise Institute bünyesinde faaliyet gösteren Neocon Michael Rubin de 2007 yılında bunu dile getirmiş, İslamcı Ak Parti’nin güçlenmesinin riskli olacağını ve cumhurbaşkanının bu partiden seçilmemesi gerektiğini yazmıştı. Rubin, İslami sermayenin Türkiye’ye girmesine engel olunması gerektiğini ve Erdoğan’ın gizli bir gündemi olduğunu iddia etmişti. Dikkat edilirse aynı söylemler 17 Aralık’tan sonra da kullanılmakta.

GRAHAM FULLER: “BOP ÇÖKTÜ” – 2008

Graham Fuller’ın BOP’un 2008’de çöktüğünü belirtmesinden sonra Davutoğlu’nun “sözde şer ekseni yerine Türkiye’nin istikrar ekseni” oluşturacağını duyurması Erdoğan hükumeti üzerindeki rahatsızlığı arttırmaya başladı. (1)

DAVOS VE ONE MINUTE – 2009

2009 yılında Davos’ta yapılan Gazze konulu panelde, Peres’in ağır eleştirilerine Erdoğan’ın cevap vermek istemesi çok konuşulmuştu. Başbakanımıza cevap hakkı vermeyen moderatör, Washington Post Gazetesinin Neocon görüşlü yazarlarından David Ignatius’du. Erdoğan’ın Ignatius’un bu yanlı tutumuna yönelik yaptığı “One Minute” çıkışı tüm dünyada büyük yankı bulurken, özellikle İslam dünyasında büyük bir sevinç dalgasının oluşmasına neden olmuştu.

MAVİ MARMARA – 2010

Davos’tan bir sene sonra Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine İsrail Ordusunun yaptığı baskın ve sonrasında yaşanan siyasi gerilim gündeme damgasını vurdu. Bu hadise, Şahin Neocon – radikal Siyonist ittifakın Türkiye aleyhtarlığını iyiden iyiye gün yüzüne çıkarmıştı.

Davos ve Mavi Marmara’nın ardından Türkiye’nin İsrail hükumetine yönelik eleştirileri Musevi karşıtlığı (antisemitizm) olarak lanse edildi. Neocon politikalara yönelik eleştiriler ise Evanjelizm ve Hristiyanlık karşıtlığı (antichrist) olarak dezenforme edildi.

YENİ OSMANLICILIK – 2010

Çevremizde kalıcı demokratik bir düzenin kurulmasına katkıda bulunmak isteyişimiz birçok kanlı tezgahı bozacak düzeydeydi. Dış politikada tarih referansıyla ve tarihi sorumluluklarımızla bunu yapmak istememiz birilerini çok rahatsız etmişti. Neocon yazarlar da, bu gelişmeleri sözde bir “şeriat içeren gizli ajandaların açığa çıkması” olarak saptırmaya başlamıştı. Bu dezenformasyon, Ankara’nın demokrasi ve Batı’dan kopması şeklinde duyuruluyordu. Sayın Davutoğlu, “Yeni Osmanlıcılık” tabirini kendisinin değil bazı Amerikan yazarların Türkiye aleyhinde yanlış bir algı oluşturmak amacıyla çıkardığını dile getirmişti. Türkiye’nin istediği aynı Osmanlı dönemindeki gibi huzurlu bir ortamı, AB modelli, ulus devletlerin koruyacak şekilde gerçekleştirmekti.

Amerikan Washington Post gazetesinin Neocon yazarlarından Jackson Diehl, Kasım 2010’da Davutoğlu’yla yaptığı görüşmenin ardından dış politikamız hakkında bir yazı yazmıştı. Yazısında Wikileaks’te yer alan, “son derece tehlikeli”, “neo-Osmanlı İslamcı fantezilerde kaybolmuş” gibi mesnetsiz iddialara da yer verdiği Davutoğlu’nun kendisine, “İngiltere eski sömürgeleriyle bir milletler topluluğu halinde, neden Türkiye eski Osmanlı topraklarında, Balkanlarda, Ortadoğu ve Orta Asya’da yeniden liderlik kurmasın?”dediğini yazmıştı.

ARAP BAHARI VE HAKAN FİDAN – 2010

Barkey, Fuller, Chomsky ve Nasr ABD’nin Ortadoğu politikalarının tümden çöktüğünü açıkladı. Neoconlar artık ne Mısır’da, ne Suriye’de ne de diğer İslam ülkelerinde geleceği dizayn eden değil, gelişen olaylar karşısında ne yapacağını bilemeyen bir konumdaydı. Türkiye ise her geçen gün bölgede ağırlığını hissettiriyordu. Arap Baharının model ülkesi Türkiye’ydi. MİT bu dönemde Neocon ve radikal Siyonistlerin hedefine oturdu. Hatta bu karşıtlık Jewish Press isimli internet sitesinden ölüm tehditine kadar gitti: “Hakan Fidan bir sabah arabasında özel bir sürprizi hakediyor.” (Ekim 2013)

MISIR VE TÜRKİYE İTTİFAKI – KASIM 2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyaretiyle birlikte bölgesel işbirliği, ticaret hacmini arttırma, Filistin ve Suriye konularında ortak hareket etme ve Afrika’ya birlikte açılma hususlarında yakınlaşma NYT tarafından “Türkiye ve Mısır, Arap Baharı’nın hercümercinde ittifak arıyor” başlığıyla duyuruldu.

NEOCON DANİEL PİPES ERDOĞAN VE MURSİ’Yİ HEDEF ALDI – OCAK 2013

Pipes, Türkiye’nin modern, laik ve demokratik hukuk devleti görünümü olsa da Erdoğan ve Gül’ün aslında gizli ajandalarının olduğu yönündeki hezeyanları bir kez daha dile getirdi. Mursi ve Erdoğan’ın İslamcı yapılarının Batı için tehlike olduğunu ileri sürecek kadar da ileri gitti. (2)

Daniel Pipes 2013 yılı içinde yazdığı tüm yazılarda, Ortadoğu’da kazananı olmayan savaşların desteklenmesi gerektiğini, dolayısıyla Esed’in desteklenmesi gerekliliğini dile getirdi. İslamcı iktidarların Boston gibi saldırıları savunduğunu dile getirerek böyle hükumetlerle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Pipes Haziran’da kaleme aldığı yazısında ise açıkça şu cümleleri kurmuştu “Ancak, eğer “sıcak para” Türkiye’yi terk ederse, yabancı yatırımcılar başka yere giderlerse o zaman gösteriler AKP iktidarının sonunu getirebilir ve İslam’a doğru kayan yolda ve İslami kuralların uygulanmasında kırılmalar oluşturabilir. Parti içi—özellikle Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında—ya da İslamcı hareket içindeki—özellikle AKP ve Fethullah Gülen’in kudretli hareketi arasında—kavga İslamcıları zayıflatabilir. Daha da önemlisi AKP’ye sağlam ekonomik yönetimi için oy veren İslamcı olmayan büyük bir seçmen kitlesi partiyi yalnız bırakabilir.” (3)

IMF BORCU SIFIRLANDI – MAYIS 2013

IMF borcunun sıfırlanması, kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notumuzu yükseltme haberleri Türkiye’nin prestijini iyice arttırdı.

GEZİ PARKI PROTESTOLARI – MAYIS 2013

Gezi Parkı hadiseleri, Batı tarafından Ak Parti aleyhinde “baskıcı rejim yaratılıyor” imajı için kullanıldı. Irak savaşı için kamuoyu oluşturma misyonunu üstlenen ve bu amaçla her türlü dezenformasyonu yapan CNN International, Gezi Parkı olaylarında da sahneye çıkarak provokatif yayınlar yaptı. İstanbul borsası 3 Haziran günü olayların da etkisiyle %10,47’lik sert bir düşüş yaşadı. Olayların devam etmesi Neocon medyanın da desteğiyle ekonomik piyasalarda tedirginliğe sebep oldu. TL’nin değer kaybetmesiyle Dolar ve Euro hızla yükselerek yılın en yüksek seviyesini gördü ve Borsa İstanbul’da hisseler hızla değer kaybetmeye devam etti.

MİT, KKR (Kolhberg Kravis Roberts) adlı 200 milyar dolarlık ABD finans devinin Türkiye’yi buhrana sürüklemek için 25 milyar dolar fon ayırdığı bilgilerine ulaşıldığını duyurdu. İşin başına ise Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirdikten sonra CIA’in başına getirilen, sonra da yasak aşk nedeniyle buradan kovulan General David Petraus getirildi. Önce dış basında “Diktatör” denilerek Başbakan yıpratıldı. Dış basında Financial Times, Guardian, WSJ, Der Spiegel bu oyunun ortakları oldu. Ortadoğu’daki tüm karanlık işlerin arkasından çıkan adam olarak bilinen Neocon Richard Perle de KKR’nin içindeki isimlerden biri olduğu iddia edildi.

TÜRK FÜZE SAVUNMA İHALESİNİ ÇİN KAZANDI – EYLÜL 2013

Türkiye’nin 4 milyar dolarlık balistik füze ihalesinde Amerikan Raytheon şirketi yerine Çin’li firmayı tercih etmesi Neoconları iyice telaşa düşürdü. Raytheon Neoconların merkezlerinden olan CFR’nin kurucu üyesiydi. İhalenin kaybedilmesi üzerine radikal Siyonist tezleri savunan İngiliz ve Amerikan gazeteleri ardı ardına Türkiye aleyhinde yazılar yazmaya başladı. Örneğin FT, Türkiye’nin füze ihalesi nedeniyle Batı’dan kopacağını ileri sürdü. 20 Ekim’de yayınladığı yeni bir haberde de bu sefer “61 yıldır NATO’ya üye olan Türkiye’nin Batı’dan kopacağı” tezini ortaya attı. FT’nin önceki günkü senaryo haberi, CFR üyesi ve her yerde karşımıza çıkan David Ignatius’la Steven Cook‘un tezlerine dayanıyordu.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Jim Miller ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland, Türkiye’ye gelerek, Ankara’dan yaptığı tercihi tekrar gözden geçirmesini istedi.

Türkiye Altay Tankı’nın seri üretime geçtiğini, Atak Helikopteri’nin üretime başlanacağını ve %100 yerli üretim olacak piyade tüfeği yapmaya başlayacağını duyurdu.

MOSSAD AJANLARI TAHRAN’A İHBAR EDİLDİ İDDİASI – EKİM 2013

Washington Post’ta Neocon David Ignatius imzasıyla yayımlanan makalede, “Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler kötü olduğu için Ankara’nın MOSSAD için çalışan 10 İranlı ajanını Tahran’a ihbar ettiği” öne sürüldü. Türkiye bir yandan İrancı diğer yandan da Suriye’de İran’a karşı savaşan El Kaideci olarak sunuluyordu. Bu çarpık, mesnetsiz, izan ve akıl dışı iddia, günümüzde de yerli muhaliflerimiz tarafından da aynen dillendirilmekte!

Morton Abramowitz, Blaise Misztal ve Neocon Eric Edelman da Washington Post Gazetesinde çıkan yazılarında Türkiye’nin eski günlerine dönmesi arzusunu taşıdıklarını belirttiler. Yani Ergenekonlu karanlık günleri özlüyor Neoconlar! (4)

Batı Dünyası Neoconlar tarafından Müslümanlara yönelik yoğun bir İslamofobi kışkırtmasına tabi tutulmaktadır. Bu psikolojik savaşta Neoconlar ancak kendi kullandıkları modernlik ve kalite silahlarıyla yenilebilirler. Entelektüel birikimi olan tüm Müslümanlar bu mücadelede bir bina gibi saf bağlamış halde birlik halinde olup İslam’ı en mükemmel şekilde anlatabilmelidir. Çünkü 17 Aralık’tan sonraki dönemde de her fırsatı kullanmak için hazırda bekleyen yapılar Türkiye’yi yıkmak için yine harekete geçmiştir.

Neoconlara karşı nasıl bir politika uygulanması gerektiğini ise bir sonraki yazımızda ele alacağız.

https://twitter.com/SrlKoprulu

brhmkoprulu@gmail.com  

Notlar:

1. Fuller: Büyük Ortadoğu Projesi çöktü http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/467043.asp?cp1=1

2. Neocondan Esad’a destek yazısı http://www.dunyabulteni.net/amerika/256630/neocondan-esada-destek-yazisi

3. Türkiye’deki Ayaklanmalar Ne Anlama Geliyor http://tr.danielpipes.org/13284/turkiyedeki-ayaklanmalar-ne-anlama-geliyor

4. The United States needs to tell Turkey to change course http://www.washingtonpost.com/opinions/the-united-states-needs-to-tell-turkey-to-change-course/2014/01/23/3525bf52-7eda-11e3-93c1-0e888170b723_story.html

Advertisements

Bir Yorum Yaz/Leave a comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s