Türkiye

Recep dede müthiş bir Kuran dersi verdi

Posted on Updated on


10678656_688235561290184_1654132410173352196_nErmenek’teki maden kazasında oğlu şehit olan Recep Gökçe’yi, Türkiye, cenaze törenine delik plastik ayakkabılarıyla katıldığında tanıdı. (Recep Dede’nin konuşmalarını buradan izleyebilirsiniz) Halkta bir duygu infiali oluştu. Ancak unutulan birşey vardı; kapitalist sistemin insanlığa sunduğu hayat biçimi zaten bu. Bir yerde aşırı zenginlik, israf, şaşalı hayatlar varken diğer yanda ezilen, açlık, sefaletle acı çeken insanlar kapitalist sistemin kaçınılmaz gerçeği. Modern ekonominin kurucularından kabul edilen Adam Smith’in insana ve ekonomiye bakış açısı aslında bu belalı sistemin çarpıklığını çok iyi özetliyor.

“İnsan pazarlık yapan hayvandır.” Adam Smith

İnsanı bir hayvan olarak gören Darwin’in evrim teorisinden etkilenen Adam Smith, bu çarpık mantığı ekonomiye uyguladı. İşte sonuçları karşımızda; Ermenek’te, Soma’da, Çin’de, Bangladeş’te, Pakistan’da ve daha adını bilmediğimiz yüzbinlerce noktada bu acı dolu hayatlar yaşanıyor.

Sn. Adnan Oktar yıllardır kitaplarında Darwinist-kapitalist sistemin dünyaya getirdiği felaketi tüm delilleriyle yer verdi. Bunlardan biri de ekonomi alanında yaşananlar. Sosyal Silah Darwinizm kitabında Sn Oktar, çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:

19. yüzyılda çelik endüstrisinin önde gelen isimlerinden ünlü Amerikalı iş adamı Andrew Carnegie, ilk başta Hıristiyanlığa bağlı idi, ancak sonradan Darwinizm’in aldatmacalarına kanmıştı. Carnegie otobiyografisinde kendisinin ve birçok arkadaşının nasıl Darwinizm’in etkisi altında kaldıklarını açıkça ifade ediyordu.

Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nden antropolog ve The Encyclopedia of Evolution (Evrim Ansiklopedisi)’ın yazarı Richard Milner, … Carnegie’in Darwinizm ile olan bağlantısını şöyle dile getirir:

… Carnegie ticaret hayatında, insanı ve dünyayı sömüren, rekabette ezip geçen ve yaptıklarını sosyal Darwinizm felsefesi ile meşru hale getiren, güçlü ve acımasız bir iş adamı olma yolunda yükseldi. Girişimci rekabetin, zayıfları ortadan kaldırarak topluma bir hizmette bulunduğuna inanıyordu. İş yaşamında, hayatta kalmayı başaranlar “uygundu” ve bu yüzden statülerini ve ödüllerini hak ediyorlardı. Carnegie, kapitalist etiği bir doğa kanunu haline getirdi. (Sosyal Silah Darwinizm, 3. Bölüm, Harun Yahya)

sosyal-silah-darwinizmKapitalist sistemin insanlığa sunduğu belaya karşı alınacak tek önlem Kuran ahlakına uymaktır. İnançsız, akıl sağlığı yerinde olmayan sadece belli ideolojilere hizmet eden felsefecilerin ortaya attıkları çürük sistemlere uymak bugüne kadar acı, gözyaşı, felaket ve bela getirdi. O halde bundan ders alıp, Kuran’a yönelmek tek yol. Peki Kuran’da Allah ekonomik anlamda nasıl bir sosyal hayat yaşamamızı öğütlüyor.

(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Bakara Suresi, 273)

Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin… (Al-i İmran Suresi, 130

Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar… (Nur Suresi, 22)

Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur. (Furkan Suresi, 67)

Allah’ın, bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu, onlar için şerdir… (Al-i İmran, 180)

… Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar… Onlara acı bir azabı müjdele… (Tevbe Suresi, 34)

Allah bize, ihtiyacımızdan fazla olanı fakirlere, muhtaçlara vermemizi, haksız kazanç olan faizi almamızı, israf etmememizi, cimrilik edip, malları biriktirmememizi emrediyor. Bunların harfiyen uygulandığı bir dünyada açlık, yoksulluk, haksız kazanç, gelir adaletsizliği gibi kavramlar tarih olur. Allah, bize, İslam ahlakının tüm güzelliğiyle yaşandığı bir dünyanın hakim olmasını en yakın zamanda göstersin.

 

Soma’nın güzel ahlaklı yiğidi

Posted on Updated on


Madenci Murat Yalçın kardeşimizin hayatını Allah kurtardı. Videoda da gördük, o hep Allah’a şükrediyor. Ahlakıyla tüm Türkiye’ye örnek oluyor. Ahlakı güzel olanı herkes sever, sahip çıkar, şefkat duyar, yanında olur. Murat kardeşimiz bunun ispatıdır. Bu ahlakından dolayı hangi görüşten, inançtan olursa olsun tüm Türk halkı onu sevdi, şefkat duydu. Çünkü o, en zor anında bile nezaketi, fedakarlığı elden bırakmadı. Kendini değil zor durumda olan arkadaşlarını düşündü. Sedyeye yatarken sonradan kullanacak kişilere temiz bırakmak için ayakkabılarını çıkarma nezaketini gösterdi. Peygamber ahlakını almış bu asil Kürt kardeşimiz, nezaketli, güzel ahlaklı olunca birşey kaybetti mi? Hayır, aksine hem Allah’ın sevgisini, hem de sağcı, solcu, ateist, dindar her kesimden Türk halkının sevgisini kazandı. Allah hepimizi güzel ahlakta sebat edenlerden kılsın. Allah’tan geldik, Allah’a döneceğiz. Delicesine sahip çıkılan bedenler bu dünyada birer ceset olarak kalacak, inşaAllah ahirete gidecek olan ruhlarımız güzel olsun.

Our Prayers For Soma

Posted on Updated on


May God accept the ones that lost their lives in Soma to His Heaven and give patience to their beloved ones.

Image

 

Ekmek İsraf Etme

Posted on Updated on


BreadTürkiye’de ekmek israfı bir ölçüde azaldı. İsrafın tamamen önlenmesi için bu kampanyayı herkese duyuralım.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, ‘Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası’ çerçevesinde israfın günde 6 milyon adet ekmekten 4.9 milyona, yılda 2 milyar 170 milyon adetten 1 milyar 790 milyon adete düşürüldüğünü açıkladı. 

Ekmek İsraf Etme.

What awaits Turkey after elections?

Posted on


Harun Yahya

 

Turkey has been cautiously watching the bitter exchange of words between the AKP and Fethullah Gulen’s Hizmet community over the last couple of months. Especially with the latest developments in the run-up to the elections and the attacks against the government gaining pace, Turkey is going through some hectic days. How is all this going to affect the elections?
Because Turkey is a democratic Muslim country, it has a special, leading role in the Middle East. The economic leap the country saw after the AKP took over in 2002, the admirable social developments and enviable foreign policy moves, has prompted the international community to aptly name and praise the Turkish leap as the ‘Turkish model’. This model is so successful because it combines human rights, democracy and liberties, the indispensable components of modern societies with the sublime values of the Qur’an such as love, justice and compassion.
One cannot ignore the undeniable success of the AKP government: Before 2002, Turkey’s GNP was around 230 million US dollars, but that skyrocketed to 830 million USD by 2014. The fact that this striking economic boom came at a time when the rest of the world is struggling with a deep recession makes it even more impressive. When the AKP took over, Turkey was the 26th biggest economy in the world, but after 12 years, managed to come in at 16th place. Export figures went up to 115 billion USD in 2010 from its previous 36 billion USD level. Furthermore, interest rates and taxes were significantly reduced during the AKP rule. The manufacturing industry got a fresh breath after the corporate tax was reduced to 20% from 33% and Turkish industries became more agile and competent in the international arena.
Surely, no matter where you go in the world, economics always play a big part in election results. It is not the economic success of the AKP that made is so popular though. There are far more important values that gave the party its staggering public support: according to a poll, 83% of the Turks define themselves as religious. In other words, in Turkey, which has a 99% Muslim population, a majority of the people are religious. It is important to note though that the religious sentiment in Turkey is not one of a radical or extremist kind; quite the opposite, the religious nature of the Turkish people is one of an embracing, loving and liberating kind that values science, art, approaches differences with respect and welcomes other religions with love and affection. This religious nature has had a positive effect on the political right wing. It is a known fact that since 1979, my friends and I have been engaged in an intense cultural effort to intellectually annihilate the ideological basis of the left through a thorough anti-communist, anti-materialist campaign across Turkey. After the left wing lost its intellectual basis, not being able to counter the ideological challenge, rightist parties naturally rose in the elections, once again emphasizing the outcome of the aforementioned intellectual efforts.
The civilization that Turkish people have built does not discriminate against Western culture. On the contrary, Turkish society has incorporated the enviable qualities of the Western world within its own culture. Therefore, secularism and democracy are crucial to Turkish society. The secularity in Turkey guarantees a model where everyone can freely speak their mind, be it a believer or unbeliever, with the utmost mutual respect and love and ensures that people can freely co-exist. This sentiment is championed by the center-right in Turkey; for this very reason, a center-right party in Turkey with this ideology will be fully supported both by religious and secular people, and will always have a great potential.
Fethullah Gulen’s Hizmet community is a useful movement for the Islamic world with its modern Islamic ways and schools they open all around the world. The Community is widely respected by academicians, bureaucrats and civil servants and has a sizable public influence with their media organs. As long as they continue their cultural efforts without being involved in political rivalries, their efficiency will no doubt increase.
It would be failing to see the big picture if one believed that the Community has single-handedly orchestrated the current developments against the government in the run-up to the elections. Surely, as a party that managed to win elections three times in a row, the AKP has an intense opposition. Indeed, this widespread sentiment of opposing the AKP has managed to bring many different groups together and gave rise to an alliance unprecedented for Turkey. This large group of AKP dissidents, with different backgrounds and views, most probably gets their support from outside the country and can be aptly named a ‘parallel opposition movement’.
Amidst all these factors, one thing that needs immediate attention is that it is not right to try to topple an elected government with anti-democratic means. The allegations against the AK Party and the Prime Minister can, and should, be investigated according to the laws. However, none of those allegations can justify the manipulation of Turkish politics by a ‘hidden hand’ with illegal methods such as tapes and videos. Such methods are not acceptable in modern, democratic countries. Opening doors to anti-democratic practices will push Turkey back into a past that it doesn’t deserve to be in.

Despite the outcry of the past three months, the Turkish people still show great support to the AKP and it is because of their desire to protect democracy. The Turkish people have witnessed too many coups and therefore greatly appreciate their democracy. The expectation of people from the AK Party is more democracy, more freedom, and faster development. They expect the government to investigate the claims of corruption, revise the party and introduce new reforms for further development. If these expectations are not met, it is the people that will hold the AKP accountable just as in all democracies, not some certain ‘hidden hands’.

What awaits Turkey after elections?.

Thai police rescue hundreds of Rohingya in raid on suspected traffickers’ camp

Posted on


 

Following a lead provided by Reuters reporters, Thailand police yesterday raided the camp of human traffickers where 531 Rohingya refugees including women and children were held against their will, near Sadao, Thailand.
“After we were tipped off by Reuters journalists, we ordered raid on the camps and arrested 3 leader of the mafia that were trafficking the refugees¨ said the deputy police chief.
On December 5, Reuters reporters reported that Rohingya refugees were beaten up and held in secret camps close to Malaysia border and that some of them were even killed.
Rohingya Muslims, are the stateless Muslims of Burma, also known as Myanmar. Clashes between Rohingya and Rakhine Buddists that are majority in Myanmar erupted last year, making 140.000 people homeless most of them being Rohingya.
Since then, tens of thousands of Rohingya Muslims fled Myanmar on boats and many of them arrived in Southwest Thailand. UN and USA called for an investigation into the Reuters report that was based on a two months of research. The research revealed a policy of removing Rohingya refugees from Thai immigration detention centre and deliver them to human traffickers waiting at sea.

 

Turkish public has been very vocal on social media against this oppression of Rohingya Muslims. Most recently, the hasthag campaign #SaveRohingya that was started after the news of Rohingya refugees being lost surfaced, and the hashtag became the worldwide and Turkish top trend.

Image

Neoconların “Erdoğan Karşıtlığı” Tarihçesi

Posted on Updated on


seral koprulu
Seral Köprülü

Uzun süredir Türkiye üzerinde oynanan oyunların arkasında Amerikan şahin Neoconlarının olduğu biliniyor. Peki kim bu Neoconlar ve ne istiyorlar?

Neoconların şahin kanadı, “teröre karşı savaş” sloganını geliştiren, İslamcı hükumet/hareketleri terörist ilan eden, kendilerine “yeni muhafazakar” (Neoconservatism) sıfatı veren yapının adı. (Neoconları şahin ve ılımlı olarak ikiye ayırmakta fayda var. Ancak siyaset ve medya gücüne hakim olan yapı genelde Bush döneminden itibaren şahin olan ekip. Şahin Neoconlar, barışçıl politikaları başta olmak üzere Obama yönetimiyle de birçok konuda fikir ayrılıkları yaşıyorlar.)

Bu yapı, SSCB’nin dağılmasının ardından komünizmin yerine yeni düşman olarak İslamcılığı seçmiştir. İslam ülkelerinden kim dünyada ve bölgesi üzerinde etkili bir aktör olmaya başlarsa, o ülkede İslami tüm oluşumları yıpratma ve yok etme hedefini benimsemişlerdir. Neoconlar her fırsatta, yükselen yıldız olan Ankara’yı bir tehlike olarak görmek/göstermekten geri kalmıyor.

NEOCONLAR NASIL BİR GÜCE SAHİP

Neocon ekip siyasetteki gücünün yanında, medya, think thank kuruluşları ve uluslararası organizasyonlar içindeki yapılanmalarıyla kamuoyunu etkileyen oluşumlara sahiptir. Radikal Siyonist kanatla olan ittifakları da göz önüne alınırsa dünyadaki en güçlü siyasi gücü olmuşlardır.

New RepublicWeekly Standart ve Commentary gibi medya organları Neoconların amiral gemileridir.

Wall Street JournalNational ReviewWashington PostAmerican SpectatorNew York Times gibi medya kuruluşları ise Neoconlara makalelerini yayımlayabilecekleri bir platform sunmaktadır.

Financial TimesThe Economist gibi medya organları ise İslam karşıtlığı söz konusu olduğunda Neocon fikirlere bolca yer vermektedir.

Ülkemizde on yıllardır “her olayın arkasında Amerika var” diyen ulusalcı yapıların, son dönemde “Neoconlar bu kadar da güçlü ve organize mi?” şeklinde anlamazdan gelmeleri ise samimiyet ve dürüstlükten uzaktır.

Özellikle 11 Eylül’den sonra Bush yönetimiyle Amerika’yı Neocon politikalar yönlendirmiştir. Bu oluşum BOP’u devreye sokmuş, Irak ve Afganistan’ı işgal ettirmiş, dünya siyasetini uzun süre derinden etkilemiştir. Ortaya atılan Bush Doktrini ile Batı’ya tehdit oluşturduğu izlenimi oluşturan her hükümet, BM kararları beklenmeden yıkılabilecek ve her ülke işgal edilebilecektir!

TÜRKİYE VE AK PARTİ’NİN HEDEFE KONULMASININ KRONOLOJİSİ

Türkiye’deki Ergenekon hakimiyeti boyunca ülkeyi esir alan ekonomik istikrarsızlık, hukuksuzluklar, faili meçhuller ve huzursuzluk aslında Neoconların tam istediği ortamı oluşturmaktaydı.

Derin devlet çeteleri ve darbecilerin yargılanma süreciyle ise Türkiye bambaşka bir hale dönüşmeye başlamıştır.

AB üyeliği yolunda Kopenhag Kriterleri’ndeki siyasi ve ekonomik hamlelerin başarıyla gerçekleştirilmesi Batı’yla yakınlaşmayı sağlamıştır. İslam ülkeleri içinde tek laik demokratik hukuk devleti özelliği, Türk milletinin samimi ve maneviyatlı yapısı ile liderlik vasfımız pekişmiştir.

Sonuç olarak son on yılda muazzam bir ekonomik atılım yapan Ankara, tüm dünyanın ve de Neoconların dikkatini kısa sürede üzerine çekmiştir.

KÖRFEZ SAVAŞI TEZKERESİNE TBMM’DEN RET – 2003

ABD’nin istediği ve Irak krizi konusunda hükümet tarafından 25 Şubat 2003’de TBMM’ye sunulan tezkerenin reddedilmesi Neoconlarda büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. (1 Mart 2003) Türk hava sahasını, liman ve topraklarını kullanamayan ABD Irak işgali sırasında ağır bir ekonomik ve sosyal fatura ödemek zorunda kalmıştır.

İSLAMCI BAŞBAKAN VE CUMHURBAŞKANI İSTEMEDİLER – 2007

Türk ekonomisinin ve politikalarının millileşmeye başlaması, Ak Parti’nin güçlenmeye devam edişiyle iyice rahatsız olmaya başlayan Neoconlar diğer taraftan Ergenekon desteğini de arttırmaya başlamıştı. American Enterprise Institute bünyesinde faaliyet gösteren Neocon Michael Rubin de 2007 yılında bunu dile getirmiş, İslamcı Ak Parti’nin güçlenmesinin riskli olacağını ve cumhurbaşkanının bu partiden seçilmemesi gerektiğini yazmıştı. Rubin, İslami sermayenin Türkiye’ye girmesine engel olunması gerektiğini ve Erdoğan’ın gizli bir gündemi olduğunu iddia etmişti. Dikkat edilirse aynı söylemler 17 Aralık’tan sonra da kullanılmakta.

GRAHAM FULLER: “BOP ÇÖKTÜ” – 2008

Graham Fuller’ın BOP’un 2008’de çöktüğünü belirtmesinden sonra Davutoğlu’nun “sözde şer ekseni yerine Türkiye’nin istikrar ekseni” oluşturacağını duyurması Erdoğan hükumeti üzerindeki rahatsızlığı arttırmaya başladı. (1)

DAVOS VE ONE MINUTE – 2009

2009 yılında Davos’ta yapılan Gazze konulu panelde, Peres’in ağır eleştirilerine Erdoğan’ın cevap vermek istemesi çok konuşulmuştu. Başbakanımıza cevap hakkı vermeyen moderatör, Washington Post Gazetesinin Neocon görüşlü yazarlarından David Ignatius’du. Erdoğan’ın Ignatius’un bu yanlı tutumuna yönelik yaptığı “One Minute” çıkışı tüm dünyada büyük yankı bulurken, özellikle İslam dünyasında büyük bir sevinç dalgasının oluşmasına neden olmuştu.

MAVİ MARMARA – 2010

Davos’tan bir sene sonra Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine İsrail Ordusunun yaptığı baskın ve sonrasında yaşanan siyasi gerilim gündeme damgasını vurdu. Bu hadise, Şahin Neocon – radikal Siyonist ittifakın Türkiye aleyhtarlığını iyiden iyiye gün yüzüne çıkarmıştı.

Davos ve Mavi Marmara’nın ardından Türkiye’nin İsrail hükumetine yönelik eleştirileri Musevi karşıtlığı (antisemitizm) olarak lanse edildi. Neocon politikalara yönelik eleştiriler ise Evanjelizm ve Hristiyanlık karşıtlığı (antichrist) olarak dezenforme edildi.

YENİ OSMANLICILIK – 2010

Çevremizde kalıcı demokratik bir düzenin kurulmasına katkıda bulunmak isteyişimiz birçok kanlı tezgahı bozacak düzeydeydi. Dış politikada tarih referansıyla ve tarihi sorumluluklarımızla bunu yapmak istememiz birilerini çok rahatsız etmişti. Neocon yazarlar da, bu gelişmeleri sözde bir “şeriat içeren gizli ajandaların açığa çıkması” olarak saptırmaya başlamıştı. Bu dezenformasyon, Ankara’nın demokrasi ve Batı’dan kopması şeklinde duyuruluyordu. Sayın Davutoğlu, “Yeni Osmanlıcılık” tabirini kendisinin değil bazı Amerikan yazarların Türkiye aleyhinde yanlış bir algı oluşturmak amacıyla çıkardığını dile getirmişti. Türkiye’nin istediği aynı Osmanlı dönemindeki gibi huzurlu bir ortamı, AB modelli, ulus devletlerin koruyacak şekilde gerçekleştirmekti.

Amerikan Washington Post gazetesinin Neocon yazarlarından Jackson Diehl, Kasım 2010’da Davutoğlu’yla yaptığı görüşmenin ardından dış politikamız hakkında bir yazı yazmıştı. Yazısında Wikileaks’te yer alan, “son derece tehlikeli”, “neo-Osmanlı İslamcı fantezilerde kaybolmuş” gibi mesnetsiz iddialara da yer verdiği Davutoğlu’nun kendisine, “İngiltere eski sömürgeleriyle bir milletler topluluğu halinde, neden Türkiye eski Osmanlı topraklarında, Balkanlarda, Ortadoğu ve Orta Asya’da yeniden liderlik kurmasın?”dediğini yazmıştı.

ARAP BAHARI VE HAKAN FİDAN – 2010

Barkey, Fuller, Chomsky ve Nasr ABD’nin Ortadoğu politikalarının tümden çöktüğünü açıkladı. Neoconlar artık ne Mısır’da, ne Suriye’de ne de diğer İslam ülkelerinde geleceği dizayn eden değil, gelişen olaylar karşısında ne yapacağını bilemeyen bir konumdaydı. Türkiye ise her geçen gün bölgede ağırlığını hissettiriyordu. Arap Baharının model ülkesi Türkiye’ydi. MİT bu dönemde Neocon ve radikal Siyonistlerin hedefine oturdu. Hatta bu karşıtlık Jewish Press isimli internet sitesinden ölüm tehditine kadar gitti: “Hakan Fidan bir sabah arabasında özel bir sürprizi hakediyor.” (Ekim 2013)

MISIR VE TÜRKİYE İTTİFAKI – KASIM 2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyaretiyle birlikte bölgesel işbirliği, ticaret hacmini arttırma, Filistin ve Suriye konularında ortak hareket etme ve Afrika’ya birlikte açılma hususlarında yakınlaşma NYT tarafından “Türkiye ve Mısır, Arap Baharı’nın hercümercinde ittifak arıyor” başlığıyla duyuruldu.

NEOCON DANİEL PİPES ERDOĞAN VE MURSİ’Yİ HEDEF ALDI – OCAK 2013

Pipes, Türkiye’nin modern, laik ve demokratik hukuk devleti görünümü olsa da Erdoğan ve Gül’ün aslında gizli ajandalarının olduğu yönündeki hezeyanları bir kez daha dile getirdi. Mursi ve Erdoğan’ın İslamcı yapılarının Batı için tehlike olduğunu ileri sürecek kadar da ileri gitti. (2)

Daniel Pipes 2013 yılı içinde yazdığı tüm yazılarda, Ortadoğu’da kazananı olmayan savaşların desteklenmesi gerektiğini, dolayısıyla Esed’in desteklenmesi gerekliliğini dile getirdi. İslamcı iktidarların Boston gibi saldırıları savunduğunu dile getirerek böyle hükumetlerle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Pipes Haziran’da kaleme aldığı yazısında ise açıkça şu cümleleri kurmuştu “Ancak, eğer “sıcak para” Türkiye’yi terk ederse, yabancı yatırımcılar başka yere giderlerse o zaman gösteriler AKP iktidarının sonunu getirebilir ve İslam’a doğru kayan yolda ve İslami kuralların uygulanmasında kırılmalar oluşturabilir. Parti içi—özellikle Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arasında—ya da İslamcı hareket içindeki—özellikle AKP ve Fethullah Gülen’in kudretli hareketi arasında—kavga İslamcıları zayıflatabilir. Daha da önemlisi AKP’ye sağlam ekonomik yönetimi için oy veren İslamcı olmayan büyük bir seçmen kitlesi partiyi yalnız bırakabilir.” (3)

IMF BORCU SIFIRLANDI – MAYIS 2013

IMF borcunun sıfırlanması, kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notumuzu yükseltme haberleri Türkiye’nin prestijini iyice arttırdı.

GEZİ PARKI PROTESTOLARI – MAYIS 2013

Gezi Parkı hadiseleri, Batı tarafından Ak Parti aleyhinde “baskıcı rejim yaratılıyor” imajı için kullanıldı. Irak savaşı için kamuoyu oluşturma misyonunu üstlenen ve bu amaçla her türlü dezenformasyonu yapan CNN International, Gezi Parkı olaylarında da sahneye çıkarak provokatif yayınlar yaptı. İstanbul borsası 3 Haziran günü olayların da etkisiyle %10,47’lik sert bir düşüş yaşadı. Olayların devam etmesi Neocon medyanın da desteğiyle ekonomik piyasalarda tedirginliğe sebep oldu. TL’nin değer kaybetmesiyle Dolar ve Euro hızla yükselerek yılın en yüksek seviyesini gördü ve Borsa İstanbul’da hisseler hızla değer kaybetmeye devam etti.

MİT, KKR (Kolhberg Kravis Roberts) adlı 200 milyar dolarlık ABD finans devinin Türkiye’yi buhrana sürüklemek için 25 milyar dolar fon ayırdığı bilgilerine ulaşıldığını duyurdu. İşin başına ise Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirdikten sonra CIA’in başına getirilen, sonra da yasak aşk nedeniyle buradan kovulan General David Petraus getirildi. Önce dış basında “Diktatör” denilerek Başbakan yıpratıldı. Dış basında Financial Times, Guardian, WSJ, Der Spiegel bu oyunun ortakları oldu. Ortadoğu’daki tüm karanlık işlerin arkasından çıkan adam olarak bilinen Neocon Richard Perle de KKR’nin içindeki isimlerden biri olduğu iddia edildi.

TÜRK FÜZE SAVUNMA İHALESİNİ ÇİN KAZANDI – EYLÜL 2013

Türkiye’nin 4 milyar dolarlık balistik füze ihalesinde Amerikan Raytheon şirketi yerine Çin’li firmayı tercih etmesi Neoconları iyice telaşa düşürdü. Raytheon Neoconların merkezlerinden olan CFR’nin kurucu üyesiydi. İhalenin kaybedilmesi üzerine radikal Siyonist tezleri savunan İngiliz ve Amerikan gazeteleri ardı ardına Türkiye aleyhinde yazılar yazmaya başladı. Örneğin FT, Türkiye’nin füze ihalesi nedeniyle Batı’dan kopacağını ileri sürdü. 20 Ekim’de yayınladığı yeni bir haberde de bu sefer “61 yıldır NATO’ya üye olan Türkiye’nin Batı’dan kopacağı” tezini ortaya attı. FT’nin önceki günkü senaryo haberi, CFR üyesi ve her yerde karşımıza çıkan David Ignatius’la Steven Cook‘un tezlerine dayanıyordu.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Jim Miller ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland, Türkiye’ye gelerek, Ankara’dan yaptığı tercihi tekrar gözden geçirmesini istedi.

Türkiye Altay Tankı’nın seri üretime geçtiğini, Atak Helikopteri’nin üretime başlanacağını ve %100 yerli üretim olacak piyade tüfeği yapmaya başlayacağını duyurdu.

MOSSAD AJANLARI TAHRAN’A İHBAR EDİLDİ İDDİASI – EKİM 2013

Washington Post’ta Neocon David Ignatius imzasıyla yayımlanan makalede, “Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler kötü olduğu için Ankara’nın MOSSAD için çalışan 10 İranlı ajanını Tahran’a ihbar ettiği” öne sürüldü. Türkiye bir yandan İrancı diğer yandan da Suriye’de İran’a karşı savaşan El Kaideci olarak sunuluyordu. Bu çarpık, mesnetsiz, izan ve akıl dışı iddia, günümüzde de yerli muhaliflerimiz tarafından da aynen dillendirilmekte!

Morton Abramowitz, Blaise Misztal ve Neocon Eric Edelman da Washington Post Gazetesinde çıkan yazılarında Türkiye’nin eski günlerine dönmesi arzusunu taşıdıklarını belirttiler. Yani Ergenekonlu karanlık günleri özlüyor Neoconlar! (4)

Batı Dünyası Neoconlar tarafından Müslümanlara yönelik yoğun bir İslamofobi kışkırtmasına tabi tutulmaktadır. Bu psikolojik savaşta Neoconlar ancak kendi kullandıkları modernlik ve kalite silahlarıyla yenilebilirler. Entelektüel birikimi olan tüm Müslümanlar bu mücadelede bir bina gibi saf bağlamış halde birlik halinde olup İslam’ı en mükemmel şekilde anlatabilmelidir. Çünkü 17 Aralık’tan sonraki dönemde de her fırsatı kullanmak için hazırda bekleyen yapılar Türkiye’yi yıkmak için yine harekete geçmiştir.

Neoconlara karşı nasıl bir politika uygulanması gerektiğini ise bir sonraki yazımızda ele alacağız.

https://twitter.com/SrlKoprulu

brhmkoprulu@gmail.com  

Notlar:

1. Fuller: Büyük Ortadoğu Projesi çöktü http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/467043.asp?cp1=1

2. Neocondan Esad’a destek yazısı http://www.dunyabulteni.net/amerika/256630/neocondan-esada-destek-yazisi

3. Türkiye’deki Ayaklanmalar Ne Anlama Geliyor http://tr.danielpipes.org/13284/turkiyedeki-ayaklanmalar-ne-anlama-geliyor

4. The United States needs to tell Turkey to change course http://www.washingtonpost.com/opinions/the-united-states-needs-to-tell-turkey-to-change-course/2014/01/23/3525bf52-7eda-11e3-93c1-0e888170b723_story.html